tesadufler

Çarşamba, Mayıs 31, 2006

Her zaman kapalı olan kapının ardındaki pencerenin bahçeye açıldığını kim bilebilirdi ki?Hiç yürümediğim sokaklarda herhangi bir tesadufun izlerini aradım,yollar bir semt pazarına çıkıyordu,kolayca ortasına kuruluvermiş bir koşuşturmacanın.Saray süpürgesi pembe ,ortancalar bilmem kaç yıllık,hiç birini yetiştiremiyorum sevgisizliğime.Kapımı açacakmışım gibi bir dahaki sefere,evsahibeliğine çevirdim bir köşeyi,sonra yürüdüm ve gittim.Yolüstünde uğrak bir bank vardı,karşıda yanmış evler,garip ,kilim asmışlar yarı aralık pencerelerine.

Yanıma uzanabilirdin,başını gizleyebilirdin kemiksizliğimin ardında,dut mevsimini özlemsiz geçirebilirdik.Sensizlik epeyce işlemiş kehanetime,oysa geleceğimiz tüm bakir kızlar gibi ürperiyor her hangi biri ellerine değdiğinde.

Daracık bir bahçe beni nar çiçeğine çağırıyor,kalbim bir gecekondu mahallesine..

Salı, Mayıs 30, 2006

Bir banliyö treni şimdi sesin,güzergahın bir türlü değişmiyor.Vagonların yalnızca akşam saatlerinde şenlikli,sabahların plastik kaplarda ılımış bayat su..

Saatlerimiz gibi kendine durdu şehir.Yalnızlık bir uzvumuzcasına içimizde kendiliğinden büyüyor.Öpüşlerimizde ağustos budalalılığı,parmaklarımızda damdan düşen ter...

Birinci ihtimalini düşünuyor bir mahkum ve ikinci ismini,hiç doğmamış olmayı çoktandır diliyor.Annesinde bir semaver sıcaklığı.

Sesini özlüyorum,çocukluğumun sadık bulutları,utanmazlar günlerce onları izlememden.Sesin şimdi bir bulutla geçiyor ve ıslatmıyor bir tek hücremi,bir mahkum,gün doğumunda şehri
izliyor.

Pazartesi, Mayıs 29, 2006

Uzun zamandır aklımda olan bir şey..
Az ötemde, bir zamanların yürüyüş dedikoducusu,şimdininse mahçup yoklama kaçağı bana basitçe selam veriyor.Artık üzülmüyorum insanların hayatında bir isimden öteye gidemediğime,"hani canım şu uzun saçlı kız",ne de yabancıyım kendiliğime..
Oturup uzun uzun konuşmalarımı,yaşlı İstanbul hanımefendilerine saklıyorum,onlar ki insanın yüzüne içten bir tebessümle bakar,yaşlı sesleriyle acele etmeden konuşurlar.

Bir tesadüfü düşlüyorum şimdi,çok ötemde bir türlü uyuşmayan renkler gibi geçiyor zaman,tesadüf bir saksıya dönüştü,kimi günler sulamayı unutuyorum,başkasından kalan toprağımı..